İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Olimpos tanrılarına reddiye | Halil Öz

Halil Öz

anarşist ruhumu depreştirme benim
tanımam bu saatten sonra ne Marks
ne Freud ne Engels ne Duhring ne Anti Duhring
hele Rosa Lüxemborg hiç takmam
Vilademir İlyiç Lenin mozolesi yıkılasıca Stalin
çar öldü yaşasın yeni çar Putin kızıl meydana giresin
Che yoldaş  sen benim meskenim dağlardır dedin
dağlarda bir satılmış mermi yedin
senden sonra Mao gardaş –ya da önce miydi bilemem-
köylülerle el ele devrimci şarkılar söyleyerek
girmişti KUTSAL ŞEHİRE
o dem ve de her dem akıncılar akınlarda çocuklar gibi şendiler.
şimdi kızıl meydanda mafya nataşa
İzvestiya neodevrim şarkıları pazarlamakta derken
Çin’de proletarya burjuvaya ucuz iş gücü hizmeti sunmakta
Vista kasmakta imiş pc’leri dahi userleri
Microsoft artık Windows 10’u imajlamakta
image makerlar açık kaynak kodlu yazılımlarla ruhlarımızı cilâlamakta
netkafelerde online oyunlarla çocuklar küresel katillere dönüşürken
süpernova patlamalarla siber uzayda yeni bir dünya yaratılmakta
sanalda mıyım yoksa reelde mi anlayamadım
hakta mıyım yoksa batılda mı yolumu bulamadım
dost kim düşman kim sorgulayamadım
stratejik ortaklarımız ve müttefiklerimiz nerede bulduramadım
karaparalarla kararmış kapkara bir hayatın ortasında bir başıma kalakaldım
dün ruhumun son bakiyesini
visalarla etiketlenmiş kartımdan post makinesine çektiriverdim
bu da yetmedi düşlerimi 10 yıllığına
konut kredisi karşılığında
bir bankaya ipotekledim
taksitli sevdalara alıştırdım kendimi
dört başı mamur bir memurum ne de olsa
sersefil ve rezil bir hayatın uşağı olduğuma aldırmaksızın
bir de şiir yazmaya heves ettim
bana modernite post modernite üzerine
profan nutuklar çekme vaiz gözüm karadır benim
hümanizma rasyonalizma sekülerizma nedir bilmem
şafağın koynunda ezan sesi ile uykuları bölünen
kökü dışarıda gâvurlardan değilim ben
sanayi devrimlerinde ruhumu makineler kemirmedi
ben ruhumu Sultan Ahmet’te Selimiye’de dinlendiririm daha
Attila ilhanla rezil yalnızlığımızı içtik dün gece
ve üçüncü şahsın şiirini dinledik
cinayeti kör bir balıkçı görmedi ben gördüm
vurulan Haliç’te bir vapur değildi bu defa
kenar mahallelerin en kenarına saplanmış
dev ekran LCD plazma tvlerden taşan
magazin forever kılıklı programların kurbanı
etli butlu iri göğüslü
bir genç kızdı
en büyük düşü yıldız olmaktı
ne düşler kurardık oysa
İlây-ı Kelimetullah, Turan sevdası tadındaydı aşklarımız
kötü sonlanan bir Yeşil Çam klasiği olsun isterdim
Hülya Koçyiğit ablam içli içli ağlasın dilerdim
ama genç kız ölsün istemezdim
 
 ben Joan Baez dinlemedim
 -Google hazretlerine sordum netten
kendileri politik görüşleri ve  tavırlarıyla bilinirlermiş
üç oktav ses aralığına sahiplermiş
savaş karşıtı mitinglerde savaşma seviş sloganları atmadım
68’lerin politik 80’lerin apolitik bedbin ruhlarıyla tanışmadım
John Lenon bir hayranı tarafından öldürülmüş
sonradan haberdar edildim
Bob Dylan sör oldu mu
Vati-kan onu kutsadı mı emin değilim
ama Elton john biraderimin bir sör asaleti ile  piyanosunun başına geçip
yanık sesiyle söylediği sevda şarkılarını dinledim
işçiler artık sabah sporuna nike ayakkabı
Adidas eşofmanla çıkıyorlarmış
jogging yaparken içtikleri diyet kolaymış
hem dahi artık günde 18 saat çalışmıyorlarmış
evleri ve arabaları da varmış
kapitalizm artık vahşi değilmiş
liberalizm mutluluk kaynağı
banker David yine para babasıymış
bir varmış bir yokmuş
tarih sonunu bulmuş
Fukayama biraderimiz zevkten kudurmuş
dünya işçileri birleşin
zincirlerinizden başka
kaybedecek neyiniz var
de git anarşist ruhumu depreştirme
nihilist hiçliğime elleşme
Olimpos’un alçak tanrıları topunuzun canı cehenneme

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir