İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Dostlar “festivalde” görsün… | Demirhan Aydın

“9 ülke 9 şehir 1 festival”

Bu klişe, Türk Dünyası Belgesel Film Festivalinin sloganı. Bu sene beşincisi yapılıyormuş.

Festivalin bir web sitesi var: https://www.turkbelgesel.com/. Sitede, etkinliğin Türk Dünyası Gazeteciler Federasyonu ile Türk Dünyası Kültür Sanat ve Sinema Vakfı tarafından müşterek düzenlendiği belirtiliyor.

Türk Dünyası Kültür Sanat ve Sinema Vakfı ile ilgili yaptığımız araştırmada, web üzerine herhangi bilgiye rastlamadık.

Türk Dünyası Gazeteciler Federasyonuna ait web sitesinde ise, festivalle ilgili bilgiler veriliyor. Her iki sitede de, kurullar sayfasında oldukça kalabalık kişi ve kurum isimleri sayılıyor.  En yukarıda, TDGF Genel Başkanı Menderes Demir, Uluslararası İlişkiler Direktörü Bayram Bayrammuhammedov ve Festival Genel Sekreteri Erdoğan Erdoğdu’nun isimleri var.

Proje ortakları olarak, Türkiye’den on bir, Özbekistan’dan üç, KKTC, Kazakistan ve Kırgızistan’dan iki, Makedonya, Kosova, Bosna Hersek, Macaristan’dan birer kurum sıralanıyor. Çoğunluğu üniversite olan bu kurumlar arasında çeşitli meslek birlikleri ve sivil toplum örgütleri de var. Ancak Anadolu Spor Gazetecileri Derneği’nin, sinemayla ilgili bir etkinliğe ne gibi katkı sağladığını sormadan edemiyoruz.

Festivalin sosyal medya hesaplarından, ödül töreninin 15 Kasım günü Osmaniye şehrinde, Osmaniye Ticaret ve Sanayi Odası’nda yine kalabalık kurum destekçileriyle yapıldığını öğreniyoruz. Açılış töreni için neden Osmaniye’nin seçildiğini ise bilemiyoruz.

Özensizlikler diz boyu

Web sitesinde en hafif deyimle, özensizlik olarak yorumlanabilecek bir hayli işaret var: pek çok ad yanlış yazılmış. Sinema Eserleri Sahipleri (Eseri), Ömer Halis Demir (Halisdemir), Paşa Köy (Paşaköy), Kazakistan Milli Al Farabi Üniversitesi (Al-Farabi Kazakistan Milli), Saray Bosna (Saraybosna) ilh… Belki ayrıntı gibi görülebilir. Ama uluslararası bir festivale ait web sitesinde karşınıza çıktığında görmeden geçilemiyor. Umarım, siteyi düzenleyenler bu ve bunun gibi hataları tashih ederler.

İşin en can alıcı yerlerinden birine gelirsek, festivalde iki yarışma var: profesyonel kategori ve öğrenci kategorisi.

Profesyonel kategoride yarışmaya seçilen filmleri, on üç kişilik seçici kurul üyeleri değerlendirmiş. Engin Çağlar jüri başkanı. Diğer jüri üyelerini merak edenler, festivalin web sitesinde kurullar sayfasından öğrenebilirler.

Öğrenci kategorisi yarışma jürisi, ön jüri ile beraber toplam on iki kişi. Ön jüri, tüm film yarışmalarında genellikle ana jürilerden daha az kişilerden oluşur. Çünkü ön jüri üyeleri, yarışmaya katılıp katılamayacağına karar vermek için, yarışmaya müracaat eden tüm filmleri görmek, pek çok filmi eleyip gözden çıkarmak için karar vermek zorundadır. Bu açıdan, yarışmalı festivallerde ön jürinin belirlenmesi oldukça önemlidir. Ön jüri üyelerinin, asıl jüriden daha az sayıda, festival organizasyonu tecrübesi olan, profesyonel veya akademik alanlarda yetkinliğe sahip kişiler olmasına dikkat edilir. Öte yandan, jüri üyeleri genellikle tek sayılı rakamlarla belirlenir. Üç, beş, yedi, dokuz gibi. Jüriler, kararlarını oy birliği ile değil, oy çokluğu ile verir. Diğer ihtimaller, festivallerin saygınlığına gölge düşürür.

Kalabalık Kurullar

Türk Dünyası Belgesel Film Festivali’nde gözlemlediğimiz bir husus, kalabalık kurullar. Bu tür organizasyonlarda kurul benzeri yapıların kalabalık olması hayra alâmet olmayabilir. Kalabalık kurullarda ortak kararlar almak daha zordur. Koordinasyon açısından da güçlük çıkabilir.

Meselâ, Yürütme Kurulu üyeleri tam kırk dört kişiden oluşuyor. Kırk dört kişilik bir kurulun, festival organizasyonu konusunda nasıl ortak kararlar alabileceği, kurul üyelerinin festivalin düzenlenmesi safhasında hangi yetki ve sorumlulukları olduğu gibi sorular kafamızı kurcalıyor.

Öte yandan, web sitesinde festivalin Onur Kurulu üyeleri olarak isim ve unvanları kaydedilen tam yirmi beş kişi var. Üniversite rektörleri, belediye başkanları, milletvekili, vakıf ve sendika başkanları gibi kişiler, onur kurulu üyesi olarak belirlenmiş. Bir film festivalinde onur kurulunun ne tür bir işlevi olduğu, bu kurul üyelerinin kimlerden oluşması gerektiği gibi sorulara tutarlı yanıt veremiyoruz. Bir an, unvanları verilen yönetim kademelerindeki bu kişilerin onur kurulu adıyla onurlandırılmış olabileceğini düşünüyoruz.

Yürütme Kurulu ve Onur Kurulunun yanı sıra, bir de Danışma Kurulu var. Sekiz kişiden müteşekkil. Onur Kurulu üyesi olduğu belirtilen Hocakulu Narlıyev ile Serdar Gökhan, aynı zamanda Danışma Kurulu üyesi.

Bu arada, listede bu sene vefat eden şair İrfan Çiftçi’nin adı da gözümüze çarpıyor. Hâlâ, Bakü Kültür ve Tanıtma Müşaviri olarak görünüyor. Anlaşılan, festival yetkilileri web sitesinin güncellenmesine vakit bulamamışlar.

Youtube’da bir uluslararası film festivali

Festivalde yer alan filmlerin Türkiye gösterimleri, sosyal video paylaşım platformu Youtube üzerinden yapıldı.

Yarışan filmler hakkında web sitesinde ayrıntılı bilgi verilmemiş. Yalnız filmlerin 13-15 Kasım 2020 tarihlerinde Youtube üzerinden çevrim içi yayımlanacağı belirtilmiş.

Gelelim filmlere.

Her iki kategoride de, Türkiye’den sekizer film var. Bu, festivalde yarışacak filmlerin yarısının Türkiye yapımı olması demek.

Bu durum, uluslararası bir kategoride düzenlenen bir film festivali için orantısız bir durum yaratıyor. Çünkü Türkiye yapımı bir film, dereceye girmek için, yarışmadaki diğer filmlerin aleyhine, işin daha başında yüzde elli üstünlüğe sahip oluyor.

Festivalde yer alan filmlere göz atmak için, 14 Kasım Pazar günü akşam saatlerinde belirtilen hesaba giriş yaptım. Dört film gösterime hazırdı. “Sınırlar”, “Ahal Teke”, “Over the Barriers – Engelleri Aşmak” ve “Aitmatov’s World – Aytmatov’un Dünyası.”

İlk iki film Türkiye, diğeri Kazakistan, sonuncusu ise Kırgız yapımıydı. Ancak garip olan şey, filmlerin görüntülenme sayısının ortalama bir-iki olmasıydı.

Bir başka gariplik de, Türkiye Türkçesi dışında seslendirilmiş iki filmde de Türkçe altyazının bulunmayışıydı. Üstelik filmlerden biri, doğumunun doksanıncı yılında ünlü yazar Cengiz Aytmatov’a ithaf edilmişti ve ihtimal ki ülkemizde hiç yayımlanmamıştı. Sanırım, festival yetkilileri İngilizce altyazı olduğunu düşünerek ayrıca Türkçe altyazı hazırlanmasına gerek duymamışlar.

Cengiz Aytmatov

Profesyonel kategoride yarışan “Ahal Teke” adlı filme baktığımızda, başka acayipliklerle karşılaştık. Otuz yedi dakikalık filmin görüntü kalitesi yetersizdi. Bu problem, filmin teknik özelliklerinden çok yayımlandığı mecradan kaynaklanmış olabilir. Gösterim sırasında, ekranın sağ üst köşesinde TRT logosu vardı (herhalde unutulmuş). Filmin TRT için çekildiği anlaşılıyordu. Dahası belgeselde, anlatıcının Türkmenistan’a özgü Ahal Teke atları hakkında bilgi verirken, yüksek perdeden seslendirdiği, meselâ “… fethin sembolü (!)” gibisinden hamasî tonlamalı sözleri duyduğumuzda, ön seçici kurulun tercihinin pek de doğru olmadığını düşündük.

Ahal Teke | Nuh Balcı

Bir sonraki gün baktığımızda da, manzara değişmedi. Youtube hesabında kamuya açık bir şekilde (ülke dışından da ulaşılabiliyor sanırım) yayımlanan belgesellerin görüntülenme sayısı yine oldukça azdı. Dokuz ülke dokuz şehirde düzenlendiği iddia edilen bir festival için herhalde iç açıcı olmasa gerek.

Demek ki, adına film festivali demekle “film festivali” olmuyor. Hem de yarışmalı bir film festivali ise, ağırlık ve sorumluluk daha da artmakta.

Belgesel Film Festivali düzenlemek cesaret ister

Film festivallerinin sinema alanına pek çok yararlar getirdiği bir gerçek. Ciddî, saygın festivallerin sektöre, sektör çalışanlarına, sektörün tanıtılması ve üretim kapasitesinin geliştirilmesi konusunda kayda değer payı olduğu inkâr edilemez. Diğer taraftan film festivallerinde oluşturulan derecelendirme, ödüllendirme mekanizmalarının, gösterim ve tanıtım çalışmalarının filmlerin dağıtım ve dolaşımında olumlu sonuçlar doğurduğunu biliyoruz.

Doğrusu, belgesel sinema alanında yarışmalı bir festival düzenlemek, cesaret gerektiren bir girişim. Çünkü belgesel sinema, ticarî sinemanın dışında olan, bu yüzden sıradan sinema seyircisinin de rağbet etmediği, seyircisinin baştan oldukça az olacağı bilinen bir sanat formu.

Belgesel sinemanın gelişmesine hizmet etmek, ülkenin ve dünyanın güncel sorunlarına eğilen yeni belgesel filmlerin üretilmesine katkı sağlamak amacıyla festivaller, yarışmalar düzenlemek, elbette alkışlanacak bir çabadır. Ama bu tür etkinliklerde, ulusal özellikler taşıyan, yeni, özgün veya en azından özgün olma çabası gösteren ürünlerin bulunması da arzu edilir.

Türk cumhuriyetleri ve topluluklarına yönelik yapılacak bir film festivalinin ise, uluslararası festival kategorisinde olacağı için daha ciddiyetle tasarlanması, içerik planlamasının ve organizasyon çalışmalarının rasyonel şekilde yürütülmesi gerekir.

Festival organizasyonu, ihtisas konusudur. Bu alanda mutlaka bilgi ve tecrübeyi, profesyonelliği gerektirir. Seçici kurulların belirlenmesinden yarışma kategorilerinin oluşturulması, gösterim şartlarının belirlenmesinden iletişim ve tanıtım için seçilen mecrâlara kadar yığınla konu ve mesele, festival düzenleyicilerinin ihtimamla ve titizlikle planlaması gereken konulardır.

Öte yandan, film festivallerinin gerçek ve doğru temellere uygun şekilde inşa edilebilmesi için bu konuda daha geniş tartışmalara ve çabalara ihtiyaç olduğu da açıktır.

Sözün kısası, beş senedir düzenlenen bu etkinliğin, Türkiye ve diğer Türk cumhuriyetleri için, belgesel sinema alanında olumlu sonuçlar getirdiğini söylemek pek mümkün değil. Bu yargıya varmak için yukarıdaki gözlemlerimizin yeterli olduğu inancındayım.

———–
Bu yazı Demirhan Aydın tarafından yazılmış ve 23 Kasım 2020 yılında http://sineblog.org/dostlar-festivalde-gorsun/ sitesinde yayınlanmıştır.
İktibas ne yazarı ne de site yönetiminden izin alarak yapılmıştır.
Tenkîdât, kaldırılması yönünde ikaz alırsa, yazı kaldırılacaktır.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir