İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Sessiz devrimin 500.günü | Murat Özer

Kürt çocuklarının geleceğini çalıp, onları Batılı sömürgecilerin mayın eşeğine dönüştüren HDP’nin önünde başlayan eylem tam 500. gününde. Hacire Ana’nın başlattığı sessiz devrim öyle büyük bir sarsıntı yarattı ki, sadece her gün yeniden kanla yıkanan Mezopotamya değil, yeryüzünde vicdan sahibi her yürek bu acıyı, bu asırlık ağıtı duydu.

Onların feryadı ülke sınırlarını aştı. Aynı dertle yüklü analar babalar, İran’dan dahi çıkıp geldiler; evlatlarını bu taşeron örgütün elinden kurtarmadan gitmeyeceklerine ant içtiler. Sayıları bir iken 185‘e çıktı. Ülkeyi ateşe veren teröristin tehdidine boyun eğmeyen aileler bu sayede 22 evladını canilerin ellerinden kurtarmayı başardılar. Bozguna uğrayan örgüt bu çözülmeyi durdurmayı başaramadı. Geçtiğimiz yıl 243 genç pişman olup, devlete sığındı.

Kimisi 16 yaşında inşaatlarda yevmiye ile çalışırken düştü bu kanlı örgütün pençesine, kimisi henüz 11 yaşında ilkokul sıralarındayken. Nadire Çakan’ın oğlu Muhammed’i 13 yaşındayken çaldılar, Remziye Akkoyun’un oğlu Azad’ı 10 yaşındayken. Anaların feryadı arşa ulaştı da, üç ağaç için ülkeyi ayağa kaldıranların yüreğine ulaşmadı.

SANATÇILARIN DİLİ Mİ TUTULDU?

Hani nerede tiyatrocular, Kürt halkının acılarından bol ödüllü film devşiren sinemacılar? Şarkıcılar, türkücüler, öykücüler, şairler nerede? Teröre boyun eğmeyen anaların çığlığını ne zaman işitecekler? Yoksa sorun devlete değil de, teröre meydan okumaları mı?

Gencecik kızlar, dağlarda alçak nefisli terör ağalarının elinde esaret hayatı yaşarken, HDP İstanbul’un beş yıldızlı otellerin salonlarında “kadın hakları” masalları anlatmaya devam ediyor. Bu çirkin istismar daha ne kadar sürecek? Bütün Kürt kızları namus simsarlarının elinde heder olduğunda mı?

Tek bir şarkı yazılmadı haklarında. Tek bir sinema filmi çekilmedi, tek bir fotoğraf albümü basılmadı, tek bir kitap yazılmadı bu destanlaşan eylem hakkında. Bu toprakların sanatçısı, edebiyatçısı, şairi olduklarını nasıl söyleyebilecekler evlatlarına?

“AMAN PKK’YI ÜZMEYİN”

Anladık. CHP iktidar dahi olmak için değil, yanaşma olmak uğruna bir terör örgütleri konfederasyonuna dönen HDP ile işbirliği yapmak zorunda. CHP’de tüm ipleri marjinal sol örgütlerin sözcülerine bıraktığı için “sözde genel başkan” olan birisinden ne bekleyebiliriz ki?

Ya İyi Parti‘ye ne demeli? PKK ile Kürt halkının arasını tarihte hiç olmadığı kadar kalın çizgilerle ayıran bu görkemli eyleme nasıl bigane kalır? Meral hanım, Erdoğan’ı devirmek için bu terör koalisyonu ile anayasa görüşmeleri yapsa da, bir anne olarak hiç mi vicdan taşımıyor sinesinde? PKK’yı gerçekte bitirecek en büyük gücün annelerde olduğunu görmüyor mu?

Yoksa, terörün bitmesi halinde kendi siyasal kimliğinin işlevsiz kalacağını mı düşünüyor? Yoksa o da mı “PKK silah bırakır, çatışma biterse Türkiye durdurulamaz” diyenler gibi siyasetteki yerini gerilime borçlu olduğunu düşünüyor?

Kim sessiz kalırsa kalsın. Gözlerindeki cesaret Ağrı kadar büyük, alınlarındaki çizgiler Fırat kadar derin analar, bu karanlığı yırtacaklar.

………..
Not: Bu yazı, Diriliş Postası’nın 12 Oca 2021 tarihli nüshasından Murat Özer’in izniyle iktibas edilmiştir.