İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Karikatür sanatı’nın etki gücü ve Charlie Hebdo olayı

Karikatür sanatı, sanatlardan bir sanat mıdır?

Karikatür sanatı sanatlardan bir sanat mıdır?
Bu fikri tartışmak lüzûmsuz.
Karikatür sanatı çizginin imkânlarıyla, öteki sanatlarda olmayan dinamizmle insanlara hızla çok şey söyleyen bir sanattır.
Komikten düşünceye, hicivden hakarete keskin, hızlı, güçlü, alaycı, ironik ve cesurca.

Karikatür kelimesi, “Carattera” yani karakter ve hücüm etmek, yüklemek anlamına gelen “Caricare” kelimelerinden doğmuş.
Başka ülkelerde başka isimlerle tanımlanıyor.
Biz de karikatür diyoruz aslına uygun olarak.

Karikatür bir soyutlamadır. Fakat, orada durmaz karikatür sanatçısı, abartır, deforme eder.
Modern bir sanat karikatür. Postmodern zamanların da vazgeçilmezi.
Belki de, en güçlü olduğu zamanlar postmodern zamanlardır.

Zorbalığa, zorba kadar zorbaca karşılık vermek işleri kolaylamaz

Çağının müşahidi sanatçının, öfkesini, memnuniyetini, kalenderliğini, intikamını, alayını, ironi ve humorunu, başka hangi sanat bu kadar elverişli ve zengin imkânlarla ifade etmesini mümkün kılabilir ki?

Zorbalığa, zorba kadar zorbaca karşılık vermek işleri kolaylamaz.
Şiddete şiddet ile direnişin sonuçlarının nereye vardığını biliyoruz.
Zindanlar, idamlar, faili meçhuller…

Erkini korumak isteyen bir rejimin dışlayıcı, ötekileştirici ve baskıcı düzeni.
Halka rağmen yapılmış bir devrimin, devrimbazlarının bir türlü vazgeçmeyişleri ve her on yılda yapılan darbeler, muhtıralar, dayatmalar ve baskılar.
Kime?
Elbette, devletin benimsediği resmi ideoloji haricindeki bütün fikir ve ideoloji sahiplerine.

Baskı, dayatma ve yasaklar iklimi tam olarak karikatürün iş göreceği zamanlardır.
Mizahî tarafıyla halkın zihnine ve gövdesine abanmış karabasanın tesirlerine direnç, tahammül, direniş ve pasif bir başkaldırı.

Halkın kıymetleriyle alaylar, aşağılamalar. Sadece kıymetlerine mi? Bizatihi halka

Öte yandan; erkin, halkın inandığı değerleri itibarsızlaştırmak için kullandığı bir enstrüman.
Halkın kıymetleriyle alaylar, aşağılamalar. Sadece kıymetlerine mi? Bizatihi halka.

Belki de, ülkemizde bu yüzden bu kadar itibar gördü karikatür sanatı. Arkaik Cumhuriyet dönemlerinde neredeyse yayınlanmış bütün “mecmualarda” karikatüristler hiç boş durmamış. Tarihi, coğrafyayı, dili, kıyafetleri, milleti her fırsatta aşağılamış.

Amerika ve Rusya’dan sonra en yüksek karikatür dergi tirajları bu topraklarda yapıldı.
Yani, Amerikalı Mad ve Sovyet sosyalist cumhuriyetler birliği’nin Krokodili’nden sonra.
Ve belki, Amerika ve SSCB’dekinden çok daha sahiciydi ülkemizdeki tirajlar.
Çünkü, ne örgütlü güçlü sosyalist bir devlet’in yegane propaganda aracıydı yayınlanan dergiler ne de liberal kapitalizmin serbestiyesinin imkânlarına sahipti.

Kendilerinin alaya alınışlarına, aşağılanışlarına güldü çoğu safdil

Ülkemizde sol tandanslı olmasına rağmen, her anlayış ve ideolojinin sahip çıktığı, sahip çıkmaktan öte; ihtiyaç duyarak tutunduğu bir soluklanma alanı oldu karikatür dergileri.
Oysa, geleneğimizle, kültürümüzle ve hatta inançlarımızla alay ediyor, aşağılıyorlar ve her fırsatta saldırıyorlardı.
Yine de her kitleden ilgi gördü mizah.
Mizahı bir silah gibi kullanıyor oluşlarını “Mizahla” örtmenin başarısıyla da ilgili her kitlenin sahip çıkışına.
Kendilerinin alaya alınışlarına, aşağılanışlarına güldü çoğu safdil.

Zulme karşı tebessüm yahut zulme karşı yumuşak bir duruş.
Mübarek Kur’an’da, Allah, Taha suresi/44.ayet’inde, Hz.Musa’ya Firavun’a yumuşak söz söylemesini, böylece onun öğüt alacağını yahut korkacağını söyler.
Ayrıca, tınısında korkunun eseri hissedilmeyen yumuşaklıkta söylenen söz, sahiden zalimin yüreğine korku salabilir.
Zalimi, zayıf olanın cesareti korkutur. Hep öyle olmuştur çünkü.

Sanat böyledir zaten, en sert, en ciddi fikirleri, yumuşakça ifade etmenin bir yolunu bulur.
Karikatür de öyle.

Bir diktatöre, komik çizilmiş bir karikatürünün yapacağı tesiri düşünsenize?
Karikatür sanatı, tek bir kareyle faça bozar, karizma dağıtır, rezil edebilir.
En ehveni, iyi niyetle çizilmiş olanı ve hatta yalakalık yapmak üzere çizilmiş olanı bile idealize etmez.
Karikatür sanatının naturasında yoktur idealize etmek.

Karikatür sanatının temel özelliği komik olmasıdır.
Komik, bazen güldürür, eğlendirir. Bazen alay eder.
Putları, tabuları yerle yeksan eder.

Bu modern zaman sanatı, güç rüştünü ispat etmiştir.

Biz de, karikatürün imkânlarından sonuna kadar faydalanan solculardır

Ülkemizde karikatürün imkânlarından sonuna kadar faydalanan solculardır. Onların kutsalları bizim kutsalımıza benzemez. Ahlâkları bizim ahlâkımıza benzemez. Üslûpları, ahlâki kaygıları, insanlara karşı sorumlulukları, etik ve estetik anlayışlarıyla aynı müktesabatın insanları değiliz.

Karikatür sanatının, solun ideolojik vicdanı ve dili için daha elverişli olduğunu kabul ediyorum.
Saldırmak, alay etmek, horlamak, hakir görmek bize uymaz.
Bel altı muhabbetler, cinselliğin sınırsızca kurcalanması, İnsanların inançları ve kutsallarına saygısızlık bize yakışmaz.

Karikatür sanatında, kaygısızca ideolojisine ve inançlarına ve hırslarına hizmetçi kılanlar gibi keyfiyet gösteremeyişimiz, başarısız olduğumuz anlamına gelmez.
Zaman zaman “Sağ mizahtan anlamaz” geyiğini yapanların hesaba katmadıkları yahut anlamayamadıkları bu “etik” farklılıktır.
Yoksa, zekâsız, akılsız ve yeteneksizliğimizden değil.

Karikatür sanatı’nın ülkemizde popülerleşmesinde büyük emeği olan Oğuz Aral, her ne kadar kendisini “itidalli ve naif” bir üslupta çizgileriyle gördüysek de; “Mizah’ın b.ktan” beslendiğini ifade etmiştir.

Yani kirlenme, çürüme, kokuşmuşluk, alavere dalavere mizahın hedefindedir

Yani kirlenme, çürüme, kokuşmuşluk, alavere dalavere mizahın hedefindedir.
Güç ve menfaat gözeten fırsatçıların, devletin büyük imkânlarından nemalanmak için iktidar ve etrafında konuşlandıkları realitesini göz önüne alırsak, hiç değilse iktidarlar bu sebeple hedeftir ve doğal olarak mizah/karikatür muhalif yakaya düşer.

Aslına bakarsanız, herhangi bir fikrin tarafı bu elverişli ve etkisi güçlü sanatı kendi keyfiyetine hizmetçi kılar.

Kıymetlerimize, anlayışımıza, inançlarımıza saldırırken, karikatür sanatını bir silah gibi kullananlar sadece ülke sınırları içinden değil.
Karikatür sanatını kullanan Batı kaynaklı yayınların da sistemli saldırılarına maruz kaldık.
Antisemitik öfke, hınç, kin ve agresifliğinin hedefine İslam’ı aldı ve müslümanlara yönlendirildi adeta. 11 Eylül saldırı sonrası özellikle.

Sulu, pis, gevşek, saygıdeğer olmayan bir dil ve üslupla yaptıkları pespayelikler

Fransız hiciv dergisi Charlie Hebdo’nun sistemli olarak müslümanlara yönelik öfkesi, basit bir anti din tavrı olarak düşünülemez. Bir strateji ve politika olarak, Batı’nın İslamofi’yi besleme, İslâm ve müslümanları itibarsızlaştırma hareketidir aynı zamanda.

Hiç sanmıyorum fakat, belki de bir çok benzeri gibi, cinsellik ve din temalı kapakların satış grafiğini yükselttiği realitesiyle; daha çok satmak, yüksek tirajlara ulaşmaktan öte bir kaygıdan fazlası değildir yaptıkları.

Ülkemizden irtibat kurdukları, kankalık geliştirdikleri karikatür dergileri Charlie Hebdo’ya akıldanelik yapmıştır kim bilir. Çünkü onlar da, cinselliği toplumun sinir uçlarıyla oynayarak kullanmakta, her fırsatta ülkenin mütedeyyin insanlarını aşağılamak ve İslâm’ı hedef almakta mahirler.

Sulu, pis, gevşek, saygıdeğer olmayan bir dil ve üslûpla yaptıkları pespayelikleri “sanat”, çabalarını “sanatçı muhalifliği” olarak değerlendirmek fazla zorlama olur.

Charlie Hebdo’nun sosyalist ve ateist çizerleri, içinde yeşerdikleri toplumun değerleriyle de alay etmekten geri durmuyorlar.
Aylan bebek ile Hz. İsa karikatürü üzerinden yaptıkları gönderme de Hıristiyan Avrupa’ya yaptıkları katı bir ironi.
Aylan bebek trajedisini konu eden karikatürün, Charlie Hebdo’ya yapılan kanlı saldırı sonrası bir denge unsuru olarak yayınladığı fikrinde olanlar belki de haksız değillerdir.

Batı sanatı bir maymuncuk gibi kullanıyor

Batı’nın sanatı, daima söylediğim gibi, “bir maymuncuk” gibi kullanır. Çünkü, sanatın gücüyle sonuç almış bir toplum. Sadece karikatür sanatının değil, sanatın bütün farklı disiplinlerinin gücünün etkisini tecrübî olarak yaşamış ve farkında oldukları bu güçten pervasızca faydalanıyorlar.

Bizimkiler, özellikle muhafazakârların sanata yükledikleri mânâ ve işlevle çok da alâkası yok Batılı sanatın.
Hatta bizimkiler, ideolojisiz sanatı yüceltip yüksek mânâlar yüklerler.
Bu yaklaşım ayrıca tartışılmalıdır.

Sanatı hâlâ boş işler gören, “iyi insan olmayı” kötülük yapmamaya endekslemiş, edilgen bir hayata razı oluşu her açıdan tartışmak gerekir.

Suya renkli tesadüfi dalgalar, primitif çiçek şekilleri çizerek ruhî dinginlik ve terapi peşinde olup, geleneksel sanat yahut İslamî sanat yaptıklarını sananları ve sanat anlayışlarını hasseten tartışmak gerek. Neyse… Konumuza dönelim.

İdeolojilerinin zehirli hançeri olarak kullandıkları sanatları ne yüce ne de saf

Charlie Hebdo yahut ülkemizdeki benzerlerini yani, sosyalist ve ateist çizerlerin ideolojik vicdanlarına aykırı bir duruş sergilediklerini söyleyemem.
Yaptıkları yayınlarda, ideolojilerinin hançeri olarak kullandıkları sanatın daha yüce, insanları aydınlatma, insanları kurtarmaya matuf saflık taşıdığına inanmam mümkün değil.

Sahiden insanlığa dair kaygıları varsa, kör bir propagandayla, ideolojilerinden çok kendi huy, alışkanlık ve buna bağlı geliştirdikleri yaşam felsefeleriyle besledikleri nefsî öfkeyi, ideolojilerinin olmazsa olmazıymış, önerisiymiş gibi göstermeyi bırakıp, en çok zulüm ve insan katliamı yapmış sosyalist, komünist rejimlerin kanlı tarihinden hesap sorsunlar. Onların yöntem, felsefe ve eylemleriyle alay etsinler.
Misli görülmemiş kıyım ve katliamlara sebep olmuş ideolojilerini, insanlara bir kurtuluş reçetesi gibi sunmasınlar.

Sizce bunu yaparlar mı?
Hiç sanmam.

Onlar her fırsatta, düzeysiz, çirkin ve acımasızca saldırılarını periyodik olarak yapmaya devam edecek. Bazan Fransa da bir hiciv dergisi olarak, bazan ülkemizde ustalarının naifliğinin, önerisinin tam aksine pis ağızlarının salyalarıyla toplumu, kıymetlerini, genç zihinleri kirletme aracı herhangi bir karikatür dergisi olarak ama her halükârda aynı zihniyet ve aynı amaçla.

Sormak da fayda var mı diyorsunuz?
Dürüst bir şekilde cevap vereceklerini ummak safdillik olur.

Belki sizin güzel hatırınız için denerim bir gün.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir