İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

En büyük şair mi? En “böyük” şairiniz mi?

Sizin en “böyük” şairiniz kim?

Şiir, hikâye, roman, müzik veya resim üzerine konuşmak, yani umumî olarak konuşmak bizi bir yere taşımaz.
“Sanatsız olmaz.” diye bir cümle kurulmuşsa, sanatın farklı disiplinlerinin tamamı kastedilmiştir.
Oysa, şiirle hikâyenin, müzikle romanın, romanla resmin ne alâkası var.
Her biri farklı disiplinler. Hatta, ayrıca kendi içinde bile farklı disiplinlerle varoluyorlar.

Belki, hepsinin ortak paydası “ilham”.
Ritüelleri, malzemeleri, enstrümanları ve inşaaları neredeyse bütünüyle farklı.
Yani, bütün bu sanat çabalarında ilham hep hesabın içinde.
Onun da alâkası “doğrudan sanatçıyla”.

Şiir yahut hikâye, yahut müzik üzerine sarfedilen genel sözler bizi bir yere taşımaz ve kelâm bir nihayete varmaz.

Sanat iyi bir şey midir?
Kötü olduğunu kim iddia edebilir?
Sanat kötü/zararlı bir şey midir?
İyi/faydalı olduğunu kim iddia edebilir?

Sağlam argümanlarla ve birazcık zekâ ile bir fikir ötekine galebe çalabilir.

Doğrusu, sanatın farklı disiplinlerinde çaba gösteren biri olarak, elbette sanatın neye tekabül ettiği ve faydası üzerine sanatın lehinde konuşan biriyim.

Bir şairin, ressamın, müzisyenin, hikayecinin yahut romancının başarılı olup olmadığı hükmüne tek bir eserine bakarak varmak yanlıştır. Bunu ancak dangalaklar yapar.
Hatta bir kaç eserine bakarak bir yargıya varmak da öyle.

Bir şairi yahut yazarı “beğeniyorum” dediğinizde, onun birden fazla eseriyle muhatap olduğunuzu ve birden fazla eserini beğendiğinize dair bir ön kabül sahibiyim.

Ancak, bu kabul bir iyi niyetten öte değildir. Sizi ciddiye almam için, fazlası gerekir.
Bir şair hakkında, şiirleri “genel olarak iyi” ifadesi benim için mühim olmayan basit bir yargıdır.
Siz de “genel olarak iyi” hükmünü hangi şiir yahut şiirlerin sağladığını bilmek isterim.
Böylece, hükmünüzü tartacak bir kıymette kıstas olur elimde.
Aksi durumda da aynı düşünürüm. “Filanca şairin şiirlerini beğenmiyorum” hükmünüz de basit bir yargıdır. Şairi nazarınızda değersiz kılan şiirleri de merak ederim.
Esas olarak, edeceğiniz her cümle, sizin leh ve aleyhinize dönebilir.
Sonuç olarak, sizi ya şiirin cahili sayarım yahut biliri.

Bir şair veya yazarın (Hikayeci-romancı) eserlerinin biri ötekinden daha başarılı yahut başarısız olabilir. Edip, aynı üstün başarıyı sergileyemeyebilir her bir eserinde.
Öyle olması sanatçıyı değersizleştirmez. Bir sonraki eseri fevkalâdenin fevkinde olabilir.
Bu sanatın bütün farklı disiplinlerinde eserler veren sanatçılar için de geçerli.

Bir eseri sevmenin kıstası keyfinize bağlıdır ancak bu keyfinizin öteki insanların keyfiyetine hasredilemez.
Eserle muhatap olanın bilgisi, birikimi, hissi hassasiyeti, inançları, sosyal kabülleri ve dahi ideolojisi hükmüne tesir eden kuvvelerdir.
Yazıp çizerken dikkat edilmesi gerekir. Öyle dost meclislerindeymiş gibi gevşek ve ciddiyetsiz laflar edilmemelidir. Bana kalırsa dost meclislerinde de korunmalı kelâma özen.

Herkesin hikayesi başkadır.
Sizin bir sebepten sevdiğinizi, öteki benzer bir saikle sevmeyebilir.
Bu durumda bir hükmün ötekine galebe çalmasının ne anlamı olabilir ki?

Kalabalıkların beğenisinin de bu anlamda hükmü yok.
Tahakküm gücünü elinde tutan erkin propagandaları ve telkinleri sonucunda oluşmuş olamaz mı bu beğeniler.

Niçin olmasın ki?

Okullarda okutulan kitaplarda yapılan seçkilerin benzer tesirlerinin olmadığını iddia edebilir misiniz?

Bir eserin, sanat eseri olarak kabul edilebilmesi için, hangi sanat eseri söz konusuysa, o sanattan anlayan hiç değilse 5-10 bay bilirin onayı lüzum eder.
Bay bilir ifadesi biraz hafife almışım duygusu uyandırmasın.

Şiir minvalinde sürdüreyim yazımı.

“Şiir severim” dediğinizde benim zihnimde, hemen “hangi şair ve hangi şiir/şiirleri acaba?” suali belirir. Onunla kalmaz, hangi tür şiir diye de düşünürüm.

Hece mi, Divan şiri mi, Serbest vezin mi? (serbestin vezini mi olur muş?)
Mani mi, Tuyuk mu, Koşma mı, Gazel mi, Mersiye mi, Murabba mı, ilâhi mi, Rubai mi?

Esasen çok daha fazla tasnif mümkün. Hemen aklıma gelenler bunlar.

Oldukça eski ve derin kökleri olan bir şiir geleneğine sahip, birbirinden kıymetli yüzlerce şair söz konusuyken “Türkçe’nin en iyi şairi filancadır” denildiğinde ciddiye alamıyorum.
İsteyen, istediği şairi kendince en iyi ve en “böyük” olarak telâkki edebilir.
Benim için hiç bir anlamı ve hükmü yok.

Bu tavır, işi bilenlerin tavrı değildir. Amatör bir tavırdır. Hoş görülmesi gerekir.

Şiire emek vermiş, hemhâl olmuş, dert edinmişlerle, şiir deyince münhâsıran bir bağ kurduğu şairden başkasını dillendirmeyenleri bir tutmamak gerekir.

Son günlerde Yunus Emre üzerinden yükseliş gösteren bir tartışma üzerine kaleme aldığım bu sığ yazının neye bir çare, hangi yaraya bir merhem olacağını bilmiyorum.

Ancak, söz sahibini bağlar. Hemen saldırmak yerine, ağır hakaretler etmek yerine kelâm edene fikrini sormak, hangi saiklerle vardığı kanaatini izâh etmesini istemek en doğrusu.

Kritiğin, eleştirinin, tenkidin her nasıl telâkki ederseniz edin, özellikle sanat çabaları ve sanat eserleri üzerinde müsbet tesirleri olduğu bir hakikattir.

Biraz tahammül iyidir.

Size biraz iş çıkarayım. Esasen başınıza biraz çorap öreyim desem daha yerinde olurdu. 🙂

Şimdi sayacağım eski şiirimizin usta şairlerden hangisi sizin için en iyisi ve en “böyüğüdür” buyrun seçin.
Görelim “böyük şair” hükmünüz ne kadar yerinde ve fiyakalı. 🙂

– Âhi
– Âkif Paşa
– Âşık Paşa
– Abdülhak Hamit Tarhan
– Ahmet Haşim
– Ahmet Paşa
– Ahmet Rasim
– Ahmedî
– Ataî
– Bahâyî
– Bâki
– Bahtî
– Birinci Mahmut
– Belîğ
– Benli Hasan Çelebi
– Cenap Şahabettin
– Deli Hikmet
– Dördüncü Murat
– Elvan Çelebi
– Enderunlu Fazıl
– Enderunlu Vasıf
– Esrar Dede
– Faik Âli Ozansoy
– Fasih
– Fazlı
– Fehim
– Muallim Feyzi
– Fitnat
– Hacı Bayram
– Hafız Ahmet Paşa
– Haletî
– Hamdullah Çelebi
– Hâmi
– Haşmet
– Hâtemî Mustafa Paşa
– Hayâlî
– Hızır Ağazâde Sait
– Hulûsî
– Hüseyin Siyret Özsever
– İbn-i Kemal
– İbrahim Hâtemî Bey
– İkinci Bayazıt
– İkinci Murat
– İkinci Selim
– İshak Çelebi
– İsmail Safa
– İzzet Molla
– Muhibbî (Kanuni Sultan Süleyman)
– Lâmiî
– Leylâ Hanım
– Leylâ Saz
– Mahmut Celâleddin Paşa
– Mehmet Âkif
– Mehmet Sadi
– Mesîhî
– Mes’ut
– Mevlânâ Celâleddin
– Mithat Cemal Kuntay
– Mihrî Hatun
– Nâbi
– Muallim Naci
– Nahîfî
– Nâilî
– Namık Kemal
– Nazîm
– Necati
– Nedîm
– Nef’î
– Nesîmî
– Neşâtî
– Kerküklü Nevres
– Nevres Paşa
– Nev’î
– Neylî
– Neyzen Tevfik
– Nigâr Hanım
– Osmanzâde Tâib
– Pertev Paşa
– Râgıp Paşa
– Rahmi Bey
– Recâizâde Ekrem
– Rıza Tevfik Bölükbaşı
– Rûhi
– Sâbit
– Seyyit Vehbi
– Sırrî
– Süleyman Çelebi
– Süleyman Nazif
– Sünbülzâde Vehbi
– Sürûrî
– Şakir Ağa
– Şâhî (Şehzâde Bayazıt)
– Şehzâde Cem
– Şeyh Galip
– Şeyhî
– Şeyhülislâm Yahyâ
– Şeyyat Hamza
– Şinasi
– Tahsin Nahit
– Tevfik Fikret
– Tokatlı Lûtfî
– Üçüncü Ahmet
– Üçüncü Mustafa
– İlhamî ( Üçüncü Selim)
– Yavuz Sultan Selim
– Yunus Emre
– Yusuf Kenan
– Zâtî
– Zeynep
– Ziya Paşa

Yorulduğum için devam edemeyeceğim. Mutlaka unuttuklarım ve atladıklarım vardır.
Sonraki dönem şairlerine de siz bakın artık.

2 Yorum

  1. Yaşar Akgül Yaşar Akgül Nisan 12, 2021

    Teşekkürler kardeşim..güzeldi yazınız..müstefid oldum..selamlar..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir